Geleceğe Dönüş: Cryonics ve Türkiye’den Katılımlar Üzerine Bir Bakış
Geleceğe Dönüş: Cryonics ve Türkiye’den katılımın nabzını, bilimle umut dolu bir bakışla keşfedin; mümkünlükler ve etik tartışmalarla kısa bir özet.
Cryonics kavramı, eski Yunanca köklerden türeyen ve soğuk emanetler düşüncesini çağrıştıran bir teknoloji alanıdır. Bu praksisin kökenleri, günümüzden çok önce, bilim insanlarının dondurulmuş bedenler üzerinde deneyler yapmaya başladığı 1960’lı yıllara uzanır. O dönemde, şu an için tedavisi mümkün olmayan hastalıkların gelecekte çözüleceğine dair umutlar, bu projeyi yönetenleri motive etti.

Bir psikoloji profesörü olan James Bedford, 1967 yılında bedeninin dondurulmasıyla Cryonics denilen bu sürece katılan ilk kişi olarak hafızalara kazındı. Bedford, böbrek kanseri gibi tedavisi zor bir hastalığın pençesinde olduğu için ölümü beklemek yerine yaşama ihtimalini seçti ve şu anda Cryo adı verilen tüpün içinde yeniden uyanmayı bekliyor görünüyor.
Dondurma süreci, ölüm sonrası bedenin kan pıhtılaşmasını engelleyen bir iğneyle başlanıp ardından -196 derece olarak saklanan Cryo tüpüne yerleştirme adımıyla devam eder. Günümüzde henüz uyandırılan bir hasta bulunmamakta; uyandırma için gerekli veriler ve teknolojilerin elde edilmesi bekleniyor.

Cryonics’in küresel ve Türk bağlantıları
İlginç bir şekilde, bu alana Türkiye’den de ilgi gösterenler mevcut. Amerika’da bulunan Cryonics projesine katılan Türk vatandaşlarından Güner Kuban, bu girişime 1980’lerin sonlarında dahil oldu. 1986 yılında dondurulma anlaşmasını imzalayan Kuban, gelecekte yeniden uyanma umuduyla bu maceraya katıldı.
Sizce gelecekte tekrar uyandığınızda yaşamınıza nasıl devam etmek isterdiniz? Bu tür bir karar kesin olarak garanti edilmese de, bu riskli ancak bir o kadar da merak uyandıran yol üzerinde düşünmeye değer bir konu olarak karşımızda duruyor.

